Koy Koy Karadeniz

[vc_row][vc_column][vc_column_text]”KOY KOY KARADENİZ”

Yazı: Hüseyin ÇOBAN
Fotoğraflar: Ferhat GÜNGÖR, Salih POLATOĞLU
Karadeniz zor denizdir. Kıyıları düz denizdir.
Karadeniz’in coğrafyası deniz kıyısındaki hayatı zorlaştırır. Kıyıda teknelerin barınacağı fiyort ve koylar azdır. Kötü hava koşullarında uygun bir sığınak bulmak için millerce yol almak gerekir.
Karadeniz, korkunç dalgaları olan bir deniz olarak bilinir. Oysa Anadolu coğrafyasının bütün denizleri aynı dalga yüksekliklerine sahiptir ve aynı sayılı fırtınalarla çalkalanırlar. Ege denizinde kıyıya dik uzanan dağları; koyları, fiyortları ve lagünleri yaratıp, denizcilere sığınma limanları oluşturmuştur. Karadeniz’in pek kahraman denizcileri ise kıyıya sığınmak istediklerinde, yalıyarlar ve kayalık kıyılarla karşılaşırlar.

Beton mendirekli limanların ve balıkçı barınaklarının yapıldığı son yıllara kadar Eski Gemiciler, bir koya veya bir fiyorda sığınmak için saatlerce yelken açmak, dümen tutmak zorundaydılar. Balık avından dönen denizciler, Kafkasların verimli topraklarından Buğday, Trabzon civarından Tereyağı, Bartın bölgesinden Kereste taşıyan yük gemicileri kötü havalarda sığınacak liman bulamazlardı.
Bugün, KARADENİZ dediğimiz bu denize eski gemiciler işte o günlerde ilk ismini verdiler. Ona, “KONUKSEVMEZ DENİZ” anlamına gelen “Pontus Aksenius” dediler.

Peki, “bu namı kötü, bahtı kara denizin” hiç mi limanı yoktu?

Olmaz olur mu?

Bütün denizciler bilir ki; işte bunlardan biri, belki de en güzeli Amasra’dır.

Necdet SAKAOĞLU der ki; Karadeniz’in Konuksever Limanıdır Amasra.

Amasra kendini anlatacaklara izin vermez düzyazılar yazsınlar,
Bu kenti anlatmak için şiir yazmak gerek…
Doğa, Tarih ve Coğrafyanın el ele yaşandığı harika bir liman kentidir Amasra.
DENİZE DOĞRU BİR KULAÇ GİBİ ATILMIŞ YARIMADA ve ADALARI ile,
HEP DOĞADAN GELECEK OLAN NİMETLERİN KALESİDİR.

İki adalı, iki koylu, beş tepeli Amasra yarımadası;
Karadeniz’in sanki “seni ben yetiştirdim” diyerek,
karadan koparıp almak istediği üzüm salkımı gibidir.

O YARIMADA ve ADALAR MI DENİZE DOĞRU UZANIR,
YOKSA O İSMİ KARA DENİZ Mİ KARAYA SIĞINMAK İSTER
ve GİRER TOPRAĞIN BAĞRINA ANLAYAMAZSINIZ.

İşte bu tutkulu sarmaş dolaş oluşun,
Deniz ile Karanın çocuğudur Amasra.

DENİZDEN BALIĞI,
TOPRAKTAN ÜRÜNÜ,
YERALTINDAN KÖMÜRÜ
İnsana armağan eden,
DOĞADAN alınıp İNSANA verilen
NİMETLERİN KALESİDİR AMASRA.

Yukarıda yazdıklarımıza inat Amasra yalıları, güzel ve çok sayıda kıyı hazinesine sahiptir. Kayalar arasında küçük kıstaklar, üç beş metrelik kumsallar sürprizlerle doludur. “Kıyı yolları” her zaman balıkçıların avlanma alanı, “Değirmen ağzı” eski piknik yeri, “Harsa” Pavurya avcılarının mekanı, “Felengit” sandal otoparkı. Kısacası Amasra’nın batısı da doğusu da keşfedilip keyif alınan üstelik ilginç isimleri olan mekanlarla dolu. Gamışla, Kefaser, Honduras’dan başlayıp Bozköyaltı ve Çakraz plajlarını sancakta bırakıp, Çötlü’yü geçip “DELİKLİ ŞİLİ” ye doğru doğu rotasını izlemeye ne dersiniz?

İşte bu kıyıların usta ellerinden çıkmış modern yöntemlerle yapılmış “ARSİMA” isimli yelkenli ile keyifli bir yolculuğun fotoğraflarını paylaşalım istedik.

Amasra.net; çevreyi, doğayı ve tarihi keşfetmeniz için size yol göstermeye çalışıyor. Sizde denizin çağrısına uyup Amasra’nın konuksever koylarını keşfetmeyi deneyin. Bunun için size rehberlik edecek pek çok denizci ve teknesi, sizi mavi sularda, yeşil koylarda dolaştırmak için rıhtımda bekliyor.

Ülkemizin her tarafını kuşatan kötü yapılaşma, adına apartman denen ilkel rant kütleleri Amasra’yı örtmeden, Turizmin ticari baskısı bu güzel kenti köreltmeden, Fatih çıkagelip de; “Lala, Lala kör olası Turizm Talanı bu mu ola.?” diye azar etmeden Amasra’yı yaşamanızı diliyoruz.

Sizin de keşfettiğiniz bir koyunuz olsun…

“KOY KOY KARADENİZ” gezisine karar verdiğimizde “ARSİMA” isimli Yelkenli Teknemiz, Amasra Yat Yanaşma Rıhtımından demir almaya hazırdı. 12 metre boyundaki Yelkenli Tekne, Tekkeönü iskelesindeki ÇOBAN Denizcilik tersanesinde Ahşap Kompozit sistemle yapılmış Modern bir Yattı.

Rotamız 7 mil doğudaki “DELİKLİ ŞİLİ”. Akkonak köyünün yalısı olan bu güzel koy bizi bekliyor.Kızıl toprağı Tuğla fabrikalrında kullanılan Akkonak, Amasra’ya bakan batı sahilinde iki güzel kamping alanına ve halkın “ÇÖTLÜ” ismini verdiği bir kumsala sahip.

Çötlüden sonra kuzeye uzanan yarımada ile Karacakaya arasında kalan dogal koy, Poyraz ve lodos dalgalarına kapalı. Bu özelliği ile hem iyi bir plaj, hemde tekneler için ideal bir konaklama yeri.

Bu koy ismini, yarımadanın en ucunda oluşmuş delikten almış.

Yolculuk başladı, “alesta, fora yelken” sesleri ile yelkenler açıldı. Orsa ve dar apaz seyirler ile poyraza karşı ilerledik.

Rota tutulunca Zülfiye ile en küçük tayfa Yaman dümene geçtiler.

İlk fotoğrafları çekmek de Salih Polatoğlu’na düştü.

Kırmızı şapkalı Hüseyin Buğday, ile İstanbul’dan bandanaları başlarında gelen Gül ve Erkan Başruh “Kaptan Hüseyin”e omuz verdiler.Ferhat Güngör ile “Yaman Tayfa” navigasyon cihazlarının kontrolunu üstlendiler.Merak etmeyin yelkenlerimiz yırtılmadı. Erkan ve Gül güneş için tente diktiler.Herkes bir şeylerle uğraştı, Özge’nin sağ dizi sargılı olduğu için iskele pupadaki koltuk hep ona ayrıldı.Her şey yolunda, en küçük ile en büyük öğle uykusunda…Yalıyarlar, kayalık kıyılar geçildi ve Çakraz sahilinde yüzme molası verildi.Son etap geçildi ve Şile’nin deliği göründü.Zülfiye ve Yaman Güngör, ailenin reisi Ferhat’ın kamerasına Deliklişile ile birlikte yakalandılar.İşte Karadenizin konuksever koylarından biri daha bize kucak açtı.

Yüzdük, güneşlendik, müzik dinledik, eğlendik…Deliklişile’nin “adrenalin trampleni” Ferhat’ı uçurdu..!

Ferhat, önce kanatlandı, sonra bir yunus balığı zerafeti ile suya daldı.

Bu sırada Erkan Ateş Midyelerin yerini keşfedince, Hüseyin’de ona yardıma gidince bulgur pilavına katılacak miktarda midye toplandı.

Erkan Başruh Çakraz açıklarında yüzerken dibe dalarak kum midyeleri çıkarıp Gül’e hediye ederken hepimizi imrendirmişti.

Erkan, Erkan’a rakip oldu ve Amasra Belediyesinin tahsildarı Erkan Ateş bu defa su parası yerine Deliklişilenin en lezzetli midyelerini topladı.

Teknenin kıç platformunda midyeler ayıklandı. Ferhat’ın ve Yaman Tayfanın engellemelerine karşı Hüseyin ve Erkan direndi.

Bu gezinin en ezileni Küçük Yaman Tayfa oldu. Kaptan Hüseyin, Yaman’ın kulağı dibinde düdük öttürürken, Erkan Ateş’de Yaman’ın yüzme kolluklarını patlatmaya kalkıştı.Gezinin finali, Midyeli Bulgur Pilavi…Salih ile Ferhat da Gezinin Fotoğrafçıları, Akkonak Tarzanları…[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_masonry_media_grid grid_id=”vc_gid:1447762344673-847fddc0-ecf3-5″ include=”2792,2793,2794,2795,2796,2797,2798,2799,2800,2801,2802,2803,2804,2805,2806,2807,2808,2809,2810,2811,2812,2813,2814,2815,2816,2817,2818,2819,2820,2821,2822,2823,2824″][/vc_column][/vc_row]